Kozmetik

Hakkında

Ürünler

İletişim

Medya

Hakkında

Sürdürülebilir Kozmetik Ne Demektir?

yazar:

Levent Kahrıman

levent@ivanatura.com

Sürdürülebilirlik, “gelecek kuşakların kendi ihtiyaçlarını karşılama gücünü tehlikeye atmadan günümüz kuşağının ihtiyaçlarının karşılanmasıdır” (Brundtland). Bir diğer değişle, gelecekte ki insanların ihtiyaçları için en az bugün ki insanların ihtiyaçları kadar endişelenmek.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Küresel ısınma ve artan çevre kirliliği doğal kaynakların hızla tükenmesine ve geleceğin risk altına girmesine yol açmıştır. Devletler düzeyinde bu konuda tedbirler alınmış ve Kyoto protokolu başta olmak üzere bir çok tedbir alınmıştır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kimya sektöründe genel olarak "üçlü sorumluluk" yaklaşımı ile alınan bu konular sürdürülebilirlik ile bir ekonomik yaklaşıma dönüşmüştür. Üçlü Sorumluluk, insan hayatının, çevrenin ve doğal kaynaklarını korunmasını ve daha iyi koşullarda yaşanabilir bir ortamın varlığını ön planda tutan bir prensiptir. Üçlü sorumluluk, kimya sanayi tesislerinin çevreye, insan sağlığına ve güvenliğe, faaliyetlerinin her aşamada azami ilgi gösterip sorumluluk duyacakları ve performanslarını devamlı yükseltecekleri konusunda verdikleri bir söz, imzaladıkları ciddi bir taahüttür. (Avrupa Kimya Sanayicileri Konseyi)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu durum ve duyarlılık  "Green Marketing"(Yeşil-Sürdürülebilir Pazarlama) kavramını oluşturmuştur. firmaların bir kısmı duyarlılık göstergesi olarak, bir kısmı maliyet yönetimi açısından "yeşil" ürünler yapmaya başlamıştır. Fakat gelinen noktada bunun da ötesinde alternatif kaynaklar oluşturmak zorunlu hal almış ve sürdürülebilir pazarlama ve sürdürülebilir yaklaşımlar bir zorunluluğa dönüşmüş(dönüşecek)tür.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kozmetik ürünleri özetle, insan cildi, saç ve tırnakları için kullanılan fakat iyileştirme amacı olmayan(sağlık beyanı) ürünler olarak tanımlayabiliriz. Kozmetik sektöründe çoğunlukla ürün içerikleri üzerinden ürünlerin "yeşil" ürünler olduğu tanımlanmıştır. Sadece bu yönlü tanımlamak oldukça yetersizdir. Sürdürülebilir bir kozmetik ürünü, çevresel atık üretmeyen, insan sağlığına zarar vermeyen, hammadde kaynaklarını kullanırken yerine yenilerini ikame ettirebilen ürünler olarak tanımlayabiliriz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir diğer yanı ise karmaşık ve bir çok bileşenden oluşan formüller yerine daha az bileşenden oluşan, etkili formüller. Yani ihtiyacı karşılayabilen daha az ve etkili bileşenler. Belki de bu yanı ile kozmetik ürünlerde bileşenlerin performanslarını arttıran teknolojik yaklaşımlar sürdürülebilir kozmetik ürünleri kapsayacak bir bakış açısı olabilir. Örneğin lipozomlar, enkamsülasyon yöntemleri gibi bileşenlerin cilt ile etkileşimini daha yüksek noktaya çıkaran yöntemlerin kullanılması daha az girdi ile etkili formüller oluşturabilir. "Sustainability: How the Cosmetics Industry is Greening Up" (Amarjit Sahota) adlı kitap da konu, çevresel etkiler, sosyal sorumluluklar, etik yaklaşımlar, biyoçeşitlilik, sürdürülebilir ambalajlar, enerji ve atık yönetimi, yeşil formülasyonlar ve içerikler, yeşil standartlar ve sertifikalar, sürdürülebilir pazarlama alt başlıklarında tartışılmış genel olarak.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir çok kozmetik firması bu yönlü yaklaşımlar ile ürünler geliştirmektedir. Bu yönlü ürünlere koydukları etiketler ile tüketiciyi bu konuda bilgilendirmeye çalışıyorlar. "İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD) "'nin yayınladığı "Sürdürülebilirlik için - Eco Etiketler" kitabı bu yanı ile güzel bir kaynakçadır. Kozmetik sektötür'ünde kullanılan ecolabel etiketler ile ilgili bilgiyi  ilgili kitaba bu linkten ulaşabilirsiniz. Kozmetik Üretici ve Araştırmacıları Derneği kurulumu sırasında ortaya attığım "Kozmetik Tarımı" kavramı da sürdürülebilir kozmetik için önemli bir yaklaşımdır. Üretilen formüller için yenilenebilir girdiler sağlarken, kullanılan her tarımsal bileşen yerine yenisinin ekilmesi ile kaynak tüketimine yönelik yaklaşım yanı sıra yeni kaynaklar oluşturarak bir model olabilecektir. Iva Natura markası ile piyasaya sürdüğümüz organik sertifikalı kozmetik ürünler de bu konuda örnek gösterilebilir. Laber Kimya olarak Anadolu bitkileri temalı bu ürünler ile her yöre için bir bitki ele alınıp bu bitkiler ile kozmetik ürünler yaptık.  Bu kozmetik ürünler satıldıkça o yöre için yeni bir tarımsal kaynak, kozmetik formüllerimiz içinde yeni girdiler oluşturmuş olduk. Şuan kozmetik sektöründe dünyanın bir çok yerinde sürdürülebilirlik eksenli toplantılar yapılıyor. 5.Kozmetik Kongresinde bir oturumda konuştuğumuz bu konuyu bu yıl 6.Kozmetik Kongresi' nde ana tema yaparak detaylı ele alınmasını sağlayacağız. 26-28 Şubat tarihlerinde gerçekleşecek bu kongre ile daha da iyi ele alacağımız sürdürülebilir kozmetik kavramı ile bir çok yerli firmamızın bu yönlü politikalar hazırlayacağını ümit ediyor ve inanıyorum.

Organik Kozmetik Nedir? Ne değildir? (1)

Kozmetik ürünlerin tarihi çok eskilere dayanır. Bilenen ilk kozmetikler doğada bulunan madenler, yağlar, esansiyel yağlar gibi ürünlerdir. Çoğunlukla killerin içinde bulunan madenlerden aldıkları renklerle yüz ve vücut boyama, kokular insanların kendine gizem ve ilgi katması, meşe külleri ile hayvan iç yağlarını karıştırıp sabunlar elde etmeleri ilk akla gelen kozmetikler ve kullanım amaçları olabilir. 1900 lü yılların başında kimyacıların, ilk kez Chanel 5 adlı kokunun molekülün sentezlenmesi, 1940 lı yıllarda yağ alkolü esterlerinin sentezinin yapılması gibi modern kozmetik sektörünün köşe taşları ile günümüz kozmetik sektörü oluşmuştur. Kozmetik amaçlı kullanılan kokuların ve kimyasalların sentezlenmeye başlanması, fiyatların düşmesini, ürünlerin kullanımlarının yaygınlaşmasını ve de yüzlerce çeşit kozmetik ürünün üretilmesini bugün ki devasa kozmetik sektörünün oluşmasını sağlamıştır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hızla gelişen bu süreç içinde kimyasalların yan etkileri ve olumsuzlukları da gözlemlenmeye başlamıştır. Özellikle 1980 ler de dünya da kimyasallar için ön görülen tehlikelere göre planlamaların yapılması ve bu konunun hem insan, hem çevre sağlığı açısından daha sıkı takip altına alınması sonucunda bazı kimyasallarda yasaklamalara, bazılarında kısıtlamalara gidilmiştir. Bu süreçler REACH ile devam etmektedir.

 

Kozmetik sektörü de devletler düzeyinde yapılan bu düzenlemeler ile bazı kimyasalların kısıtlı, bazılarının yasak olduğu bir kontrol mekanizması altında üretimlerini sürdürmüştür. Bilimsel çalışmaların artması ve teknolojinin öngörüleri kolaylaştırması sonucun da, günümüzde kimyasallar ile ilgili kısıtlamalar ve yasaklamalar daha sık ve hızlı bir şekilde sürmektedir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Organik tarım kavramı da tüm bu gelişmelere paralel olarak ortaya çıkmış ve değişen meyve/sebze tatlarının farkındalığı, yiyeceklerde ki zehirli kalıntıların varlığı gibi bir çok etmene bağlı olarak toplum tarafından kabul görmüş ve dünyada her geçen gün büyüyen bir pazara dönüşmüştür.

 

Organik kozmetik kavramı, organik tarıma göre daha yeni bir kavramdır. Günlük hayatın bir parçasına dönüşen kozmetiklerle maaruziyetler arttıkça (Cosming.com üzerinden geliştirdiğimiz bir yazılım ile bu konuda hesaplamalar yapabildik, bununla ilgili ileriki günlerde biz yazı yazacağım), bazı hastalıkların nedenlerinin kozmetik ürünlerdeki bileşenlere bağlanmaya başlanması ile alternatif düşünceler gelişmiş, kozmetik ürünlerde doğala dönüş isteği ve eğilimi başlamıştır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Başlarda ürünlerin içine bitki özleri konularak bu yapılmıştır. Örneğin parafin içerikli bir krem içine papatya yağı yada özü konarak, doğal krem denmiştir. Yada şampuanın içine ısırgan özü katılarak, doğal şampuan denilmiştir. Bu tanımlar paralelinde bir standart oluşturabilmek için bağımsız denetçi kuruluşlar çalışmalar yapmışlardır. Bu çalışmaların sonunda doğal ve organik ürünler standartları yayınlamışlardır. Örneği, İtalya da ICEA, Türkiye de ETKO, Fransa da ECOCERT, Almanya da BDIH gibi. Bu standartlar da ülkeden ülkeye farklılık göstermişlerdir. Örneğin birisinin doğal yada organik olarak tanımladığını diğerinin kabul etmediği olmuştur. Bu gibi zorluklar sonunda çözüm olarak çatı bir standart oluşturulmuştur. Bizim çalışmalarımız da  COSMOS çatı standardını kullandık. Laber Kimya da Iva Natura başta olmak üzere fason organik sertifika çalışmalarımızı COSMOS’un akredite partnerlerinden olan ETKO ile yaptık.  ETKO bu konuda COSMOS’a ,ilk akredite olan kurumlardandır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Laber Kimya olarak organik kozmetik çalışmalarımızda çok ilginç konulara şahit olduk .Bunlardan en öne çıkanı, organik kozmetik denince ilk anlaşılan ürünün tamamının bitki özlerinden oluştuğunun düşünülmesi . Bu doğru bir tanım değildir. Yada normal bir kozmetik ürünün içine organik bir yağ koyarak da o ürün organik ürün olmuyor. Iva Natura organik kozmetik ürünlerimizi çalışırken uluslararası kabul edilen  kriterler doğrultusunda organik kozmetikler yapmaya çalıştık. Buna göre; formül içeriğinde en az %20 oranında organik tarım ile elde edilmiş bitkisel bileşen olan, toplam formül içinde kullanılan bitkisel bileşenlerin %95 ‘nin de organik sertifikalı olduğu, ilgili standartlar gereği içermemesi gereken bileşenleri de içermediğini doğrulayan ürünlerdir. Bu şu anlama geliyor, organik bir kozmetik üründe organik olmayan bitkisel bileşenler de bulunabilir fakat bunlar formül içinde ki toplam bitkisel bileşenlerin %5 inden fazla olamaz.  Yani %20 minimum organik sertifikalı bitkisel bileşen (osbb) kullanırken %0,9 sertifikasız bitkisel bileşen (sbb) kullanıyorsanız şu şekilde hesaplamanız gerekir;

 

 20 + 0,9 = 20,9

 

20,9 de 20 gr osbb kullanırsam 100 de kaç kullanırım. Yani;

 

100*20/20,9 = %95,69 olur.

 

Bu demektir ki bu formülde %20 osbb kullanırsam maksimumum % 0,9 sbb kullanabilirim.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Genellikle piyasada bazı ürünlere %95 organik yazar. Bundan dolayı yazarlar. Bu doğru bir tanım değildir. Organik bitkisel bileşen oranı %20 olan ürün içinde , Organik bitkisel bileşen oranı %60 olan ürün içinde bu oran kendi formülü içinde organik olmayan bitkisel bileşen arasındaki oranı kast ederi .Ve organik kozmetik olup olmadığı kontrolünü yukarıda belirttiğim hesap ile yapabilirsiniz.

 

Özetle şimdilik şunu diyebiliriz,

 

*Organik olabilmesi için min %20 organik sertifikalı bitkisel bileşen içermeli,

 

--Önemli bir not ise bu noktada, durulanan organik ürünlerde bu oran %10 dur. Örneğin şampuan, duş jeli gibi ürünlerde min. %10, iken durulanmayan Yüz Kremi, Pişik Kremi gibi ürünlerde min. %20 dir.

 

Biz İva Natura Markalı Organik Sertifikalı Kozmetiklerimiz de tüm ürün gruplarında %20 nin üzerinde organik yüzdeyi sağladık.

 

*Formülde sertifikasız bitkisel bileşen varsa bunların oranı %95 oranında organikten yana olmalı,

 

Gelecek yazımda diğer detayları aktaracağım.

 

yazar:

Levent Kahrıman

levent@ivanatura.com

Yüz Vücut Saç